Zanlarımızla yaşıyoruz.
Günümüz Dünyası İnternet paylaşımlarının yaygınlaşması ile bilgiye, belgeye ulaşmada olağanüstü bir hız yakalamış durumda.
TC. Devletimiz ise çığ gibi üzerimize gelen bu teknolojinin farkına çok geç vardı, hala bu teknolojiyi denetleyecek etkin bir kurum, güç ortaya koyamadı. Etkili ve yetkili geliştirme, denetleme, kontrol sistemimiz yok, Son darbe teşebbüsü nedeniyle kapatılan TİB zaten yetersiz bir hizmet üretiyordu, Şimdi oda yok.
Bilgi merkezini kullananlar sahip oldukları kurumsal ve kişisel bilgileri Kişisel, Siyasi, İdeolojik, RANT amaçlı kullanıyor, Bunu etkin denetleyecek sistemimiz yok.
Bilgiye ulaşmanın kolaylığı kadar Bilginin temizliği de önemli, Maalesef ulaşılan bilginin güvenirliği konusunda güvenliğimiz sıfır konumunda.
Son darbe kalkışması bile İnternet imkânları kullanılarak interaktif sistemler üzerinden haberleşme yapılmış. Bu şekilde sistemin bir ucundaki Diğer ucundaki emir, bilgi verene kimlik yetki soracak konumda değil.
Geçmişte radyo evini ele geçirenler Devleti ele geçirmiş oluyor, Diledikleri iktidar değişikliğini rahatlıkla fazla kan dökmeden sağlıyorlardı.
Günümüz internet imkânları artık böyle bir fırsatçılığa imkân vermiyor.
TİB sistemin başı olmasına rağmen Yasaklanmış zararlı bir yayını tamamen engelleyemiyor, İnternet ulaşımını kesmek Türksat’ı devre dışı bırakmak yetmiyor, Bu başarılsa bile tepemizde dolaşan yüzlerce uyduyu kullanan güçler diledikleri zaman Korsan olarak devreye girip doğrudan halka ulaşıp Akıllı telefonlar üzerinden, TV, Radyo yayınlarından halka ulaşıp dilediği manipülasyonu yapabilecek imkânlara sahipler.
PC veya akıllı telefonu ile bir çocuk, bir kışkırtıcı dilediği sahte kirli bilgiyi sisteme sokarak toplumun kafasını karıştırabilir. Bir kalkışmaya imkân sağlayabilir.
Bir haberci olarak bunu çok yaşadık, Mesela; bir yıl kadar evvel Harem 1. Ordu karargahı civarında akşam saatlerinde gökyüzünü kaplayan bir toz bulutu Fatihten gözleniyordu. Canlı yayın esnasında Radyocu Nihat Sırdar’a yoğun ihbarlar yağıyordu (1. Ordu Selimiye kışlasında patlamalar var, Yoğun yangın çıkmış) Sosyal medyada fotolar kısa videolar havada uçuşuyor, Harem üzerinde gökyüzüne yükselen kızıl bir duman.
Nihat bunu olağanüstü bir durum olarak dinleyicilerine duyurdu, Kısa süre sonra Ulusal basının çoğunluğu habere ana sayfasında yer verdi, Bende ilk haberi yapanlardandım.
Birkaç saat içinde Valilik bir açıklama yaptı; Haremdeki olay, Avrasya tüp geçit şantiyesindeki yoğun çalışma nedeniyle oluştuğunu, Şantiye projektörleri sarı ışıklarının havaya yükselen toz bulutlarını Alev bulutları gibi gösterdiğini, Hiçbir olumsuz gelişmenin olmadığını 22:00 civarında duyurmak zorunda kaldı.
Bu basit bir örnek, 15 Temmuz kalkışması sonucu TRT’yi ele geçiren darbeciler Bazı özel televizyonların Cumhurbaşkanı ve Başbakan ile yaptığı basit bağlantılar neticesinde halkın darbecilere karşı sokaklara dökülmesini, Merkezi yerlerin darbecilere karşı korunmasını istedi.
Bu beklenmeyen girişim zaten ordu içinde az sayıda olan darbecilerin halkı daha fazla hedef almanın kendilerine bir şey kazandırmayacağını görerek teslim oldular.
Bu teknolojiyi kullanarak Halkı farklı yönlendirecek sanal girişimler her an olabilir. Dünya dijital teknolojisi buna imkân veriyor. Aslından farkı olmayan şekilde hazırlanacak senaryolarla toplum diledikleri gibi yönlendirilebilir. Dünya sinemasında uzun zamandır bunun örnekleri film yapılıyor, Toplu afetler, Kıyamet senaryoları, Büyük devletlerin yok edilmesi gibi.. Bunlar olmayacak işler değil.
Bizim gibi ne kadar gelişmiş ülke imajımız olsa bile gelişmekte olan bir ülke olarak halâ kendi yazılım teknolojimizi başarabilmiş değiliz.
Devletimiz PC Yazılımcı mühendisi diploması ile mezun ettiği kişilerin çoğunluğu pratikte hiç bir şey bilmiyor diyebiliriz.
Bu konu Türkiye’nin atom bombası imal etmesinden çok daha önemli bir konudur.
Ülkemizdeki bu bilgi kirliliği nedeniyle güvensiz bir ülke görünümündedir.
Halk her konuda yalan yanlış bilgilerle donatılıyor, Devlet kurumları sadece seyrediyor.
İnternet habercisi olarak şahit olduğumuz örnekler bizi oldukça kaygılandırıyor.
Birçok resmi hizmet yeterli verilmiyor, Verilen hizmet amacına hizmet etmiyor, Siyasi bilgi kirliliği en büyük güvensizliğimizi oluştuyor.
TRT-AA dahi bu kirlilikten nemalandığını görüyoruz, Sıradan bir basın kuruluşu mantığınla haber yaptıklarına, Halkı iktidarın yanına çekebilmek için çarpık bilgilerle haber yapıldığına şahit oluyoruz.
Çaresiz kalan devlet kurumları piyasada etkin olan Asparagas haberlerle mücadele etmek için karşı Asparagas haberlere sığınmamalı, Çünkü yalan kalıcı değildir, Yatsıya kalmadan Kolaylıkla ortaya çıkmaktadır.
Acilen, Evrensel basın özgürlüğüne zeval verilmeden sosyal medya, İnternet haberciliği, Diğer basın kuruluşlarını denetleyecek kanun ve Kurum olarak sektördeki boşluğu telafi edecek unsurlar hayata geçirilmelidir.
Kimse benim bilgim doğrudur demesin, Yalan haberciliğin pek suç olmadığı bir ülkede yaşıyoruz, Yalan ve Haram hayatın vazgeçilmezi oldu..
Dün akşam Ulusal bir kanalda Darbecilere karşı sıcak yataklarından Vatanı kurtaran..! Bazı hukukçu-politikacıların destan yazdığını gördüm, İçlerinde tanıdıklarım var, Haklarında onlarca yolsuzluk, yargıyı yanılmak, adi suçtan soruşturma olan kişiler halka ve devlete akıl veriyor. Halk yoğunlukla dinliyor.
Bilgi yerine zanlarını genişletiyorlar, Zanları o kadar genişliyor ki Kirli bilgi ile hiçbir şey görmez oluyorlar…
Devleti yönetenler Devletin bağımsızlığını korumada samimi iseler Ülke meselelerini magazin medyasının figüranları ile gündeme getirenlere mani olmalı.
Yalan ve Haramla tanınmış, Ahlak seviyesi asgarinin altında olan kişilerin saçma fikirlerle halkın kafasını iğfal etmesi acilen önlenmelidir.
Abdullah Gözaydın
Fatihten@gmail.com
